Birleşme Özelliği
Sevisme çogu zaman erkegin orgazmiyla sonuçlanan kisa ve mekanik bir edimdir. Oysa erkegin sevisme sirasinda heyecan ve tepkilerini kontrol ederek birlesmeyi uzatmasi gerektigi düsüncesinin de oldukça eski bir tarihi vardir. Hindu dininde, meninin en yüksek coskunun maddi karsiligi oldugu düsünülür. Bu nedenle erkegin mümkün oldugu kadar az meni harcamasina dikkat edilir. Hindu dininin bazi kollarinda da, erkegin cinsel perhizden çok, birlesmede kendini kontrol etmesine ve bosalmadan kaçinmasina dikkat edilir. Bu dinin yetenekli sahiplerinin, birlesme sirasinda meni akisini tersine çevirdigi ve vücutlarina geri akan meninin kendilerine hayati bir güç kazandirdigi ileri sürülmektedir.
Bununla birlikte, fizyologlar, disa meni akmaksizin gerçeklesen bu orgazmda meninin aslinda idrar torbasina aktigini ve bunun da esas olarak idrar borusu üzerinde basinç uygulanmasiyla meydana geldigini belirtmislerdir. Ne olursa olsun, bu “iç bosalmanin” erkekte orgazmin uzamasina yardim ettigi bilinmektedir. Ne var ki, bu tür tekniklerin ögrenilmesi ortalama yirmi yil almakta ve insan ustalastiginda artik cinsel yasamdan asil zevk alacagi gençlik ve orta yaslilik yillari geride kalmis olmaktadir.
Bati toplumlarinda da cinsel birlesmeyi uzatma teknikleri gelistirilmistir. Ondokuzuncu yüzyilin ortalarinda ABD”de New York eyaletindeki Oneida komününün üyeleri, carezza adiyla bilinen bir yöntem olusturmuslardir. Oneida toplulugunda her erkek topluluktaki bütün kadinlarla evli sayildigindan ve bu da toplulugun nüfusunun asiri artmasina yol açabileceginden, komün yöneticileri, hem bir dogum kontrol yöntemi hem de bir haz teknigi olarak carezza”yi ortaya atmislardir. Carezza, Italyanca “oksamak” sözcügünden gelmektedir. Bu teknigin yardimiyla erkekler, orgazma ulasmaksizin bir saat süreyle sevisirken, kadinlar da rahatça birkaç kere orgazm yasayabilmektedir. Komünün ilkelerine göre, belli bir süre içinde yeterli kontrolu saglayamayan erkekler, topluluktan uzaklastirilmaktadir.
Ünlü Penthouse dergisinin cinsel sorunlar danismani Xaviera Hollander, bosalmayi geciktirmek ya da bütün bütün engellemek için erkek ve kadinin , Hollander”in kendi uzun deneylerinden çikardigi bazi kurallara dikkat etmeleri gerektigini söylemektedir. Penis bir kez dölyoluna bütünüyle girdikten sonra, orgazmi geciktirmek güçlesmektedir. Hollander, erken ya da hizli bosalmanin yalnizca erkeklere özgü bir sorun oldugunu, bu yüzden bundan kaçinmak isteyen erkegin sevismede “erkeksi” rolden siyrilmasi gerektigini belirtmektedir. Bunun için, erkegin tek bir “hedefe” orgazma yönelik sevismeden vazgeçmesi ilk kosuldur: erkek, tipki henüz cinsel birlesmede bulunmaya cesaret edemeyen ama “necking” ve “petting” yoluyla koitus öncesi cinsel temastan azami zevki elde etmeye çalisan 16 yasindaki bir çocuk gibi davranmalidir.
Penisi dölyoluna sokmak yerine, klitorise ve dölyolu agzina ya da esinin kalçalarina ve gögüslerine sürtmelidir. Bu sürtünmeden sonra, penisin sadece basini dölyoluna sokmalidir. Bunun bir kaç kez, erkege bir kontrol ve güven duygusu gelinceye kadar tekrarlanmasi zorunludur:
bu, kadini çoskulandirirken erkekte tam tersine “serinkanli ve kendini tutabilen bir asik” oldugu duygusunu uyandiracaktir. Kadin penisin bütününü içine çekmek istediginde de erkek buna izin vermemeli, penisini dölyolundan çekmelidir.
Böyle uzun bir uyarilma süresinden sonra, erkek penisini bütünüyle dölyoluna sokabilecektir ama, bu asamada da sert bir giris yapmamasi ve dölyolu içinde ileri-geri gidip gelmemesi gerekir: penis, uzunca bir süre, dölyolu içinde hareketsiz kalmali ve esler el, agiz, ayak yoluyla sevismelidir. Bundan sonra penis yine yavasça disari çekilmeli ve ayni hareketler tekrarlanmalidir. Bu süreç, kadini daha da coskulandirdikça, erkegin kendi sabir ve kontroluna olan güveni de ayni oranda artacaktir. Ancak Hollander”e göre, bu tür tekniklerden de önemlisi, kisilerin kendilerini orgazma zorlamaktan vazgeçmeleridir: “ön-oyunlara basladiginiz andan itibaren, oksamalarinizi tüy gibi hafif tutun. Bu, hareketlerinizdeki erkeksi aceleciligin ortadan kalkmasina yardim edecektir” Hollander, kadinin da penis içindeyken kivrilmaktan, ritmik hareketlerden mümkün oldugu kadar kaçinmasini önermektedir; özellikle, bir çok kadinin hem de büyük bir güçlükle ögrendigi dölyolunu kasma ve sikma hareketleri bir yana birakilmalidir.
Cinsel haz süresini uzatmasina ragmen Carezza teknigi de bir çok yönden elestiriye ugramaktadir. Erkegin menisini tutmasinin ruhsal ve bedensel sagligini olumsuz yönde etkileyecegi düsünülmektedir. Carezza; sinirlilige, prostat rahatsizligina, idrar yollari hastaliklarina yol açabilecektir. Carezza yandaslari ise, tam tersini ileri sürmektedirler: zaman zaman uygulanan bir uzatma teknigi, erkege zindelik vermektedir. Üstelik, her erkek de carezza”yi sürekli olarak uygulayamayacagi için zorunlu olarak bosalma yasayacak ve bu da birikmis meninin vücuttan atilmasi için yeterli olacaktir. Bunun disinda daha fazla bosalma zaten fiziksel olarak gerekli degildir. Günümüzde cinsel esitlik savunuculari da carezza ”nin yararlarina giderek inanmaktadir, bu teknik, erkegin cinsel duygu ve deneylerinin kadininkine daha çok yaklasmasina, benzemesine olanak vermektedir, çünkü Carezza teknigini gelistiren erkekler, cinselligi sadece üreme organlarinda yasamak yerine, tipki kadinlar gibi tüm vücutlarinda duyacaklardir.
Erkegin cinsel tepkisinin “lokal” niteliginin bu sekilde asilmasi, onun her seferinde orgazm olmasini önleyecegi gibi, duyacagi hazzin da saldirgan ögelerden arinmasini saglayacaktir.
Ancak, burada gözden kaçirilmamasi gereken bir nokta daha vardir: birlesmeyi uzatmak için carezza uygulayan erkek bazan asiri dikkatli, asiri kontrollu davranir; sevismenin vazgeçilmez boyutu olan kendiligindenlik, bu asiri bilinçli teknik yüzünden tamamiyla kaybolur. Bunu farkeden, esinin zevk almak yerine kendisine zevk vermeye çalistigini, kendisiyle birlikte cinsel coskuya katilmak yerine bir “labora
tuvar deneyini” disaridan seyreder gibi davrandigini gören kadinin da heyecan düzeyi düser. Iste bu durumda, elinden gelen herseyi yaptigina, en “çildirtici teknikleri” uyguladigina inanmis olan erkek, esinin tepkisiz kaldigini görünce onu “soguklukla” suçlamaya baslar.
Sonuçta, esinde gidermeye çalistigi heyecansizlik ve sogukluga kendisi yol açmis olur. Öyleyse, cinsel doyumun ikinci kuralinin uzatma tekniklerinde de geçerli oldugunu unutmamak gerekir: insan, sevisme sirasinda kendisinin zevk almadigi birseyi yapmaktan mümkün oldugu kadar kaçinmalidir.
Wilhelm Reich”a göre, cinsel birlesme eylemi iki asamaya ayrilir: birinci asama, heyecanin ve uyarilmanin irade olarak kontrol edilebildigi asamadir. Ikincisiyse, cinsel coskunun artik iradi olarak kontrol edilmedigi, bütün vücudun iradesiz kasilmalarla orgazm noktasina ulastigi asamadir. Sevismenin uzatilmasi birinci asamada hem olanaklidir hem de uyarimi ve hazzin artmasini saglayacaktir. Buna karsilik, ikincisinde cinsel edimin yarida kesilmesi ya da durdurulmasi insana son derece tatsiz bir duygu verecegi gibi, vücutta ve özellikle kasikta, cinsel organlar bölgesinde agrilara da yol açacaktir.
Reich, iradi kontrol asamasinda, penisin dölyolu içinde hafif, yavas ve kendiliginden sürtünmesinin de hazzi azamilestirmek için en uygun yol oldugunu söylemektedir. Kuskusuz, bu asiri bilinçli ve kontrollü bir biçimde degil oldukça kendiliginden ve herkesin daha önceki deneylerine göre degisen bir tarzda yapilmalidir. Bu asamada, sürtünmenin durdurulmasi da zevkli bir duygu uyandiracak ve birlesmenin uzamasini saglayacaktir. Hareketsiz kalindiginda uyarilma ve heyecan biraz azalacak ama bütünüyle kaybolmayacaktir. Penisin disari çekilmesi de aci vermeyecektir; ama bunun bir süre hareketsiz kalindiktan sonra yapilmasi dogru olur. Bundan sonra sürtünmeye yeniden baslandiginda, heyecan ve uyanma, daha önce birakilan noktanin da üzerine çikacak ve üreme organlarindan tüm vücuda yayilacaktir. Bunu, kisilerin tercihine göre uzun ya da kisa tutmak olanagi vardir. Ancak, sürtünme sürdürülürse, artik kontrolun mümkün olmadigi bir noktaya gelinecektir.
Gerçekte, kadinla erkegin orgazm süreleri arasinda sanildigi kadar büyük bir fark yoktur. Mastürbasyon yapan kadinlar ortalama 4 dakikada orgazma ulasirlar; bu süre erkeklerde de ortalama 2-4 dakikadir. Aralarindaki fark, uyarildiktan ve heyecanlandiktan sonra orgazma ulasma sürelerinde degil, uyarilma hizlarinda yatmaktadir. Erkek, kadindan daha çabuk heyecanlanir, her an uyarilmaya hazir gibidir. Kadinin uyarilmasiysa biraz daha vakit alir. Iste erkek de bu noktada sabirli, düsünceli ve
yaratici olmak zorundadir. Kuskusuz burada erkegin dayanacagi baslica “esin kaynagi” kendi deneyleri ve özellikle esiyle birlikte yasadigi cinsel cosku anlaridir. Hiç bir kadinin ve hiç bir erkegin cinsel tepkileri birbirinin ayni degildir.
Bu nedenle, birlesmeyi uzatmak isteyen bir erkegin, kendi cinsel tepkilerini tahlil etmis olmanin yanisira, esini de iyi tanimasi gerekir. Bununla birlikte, uyulmasinda yarar olan bazi genel kurallar da vardir,. Bunlardan en basiti, “duruslar”la ilgilidir: erkegin üstte kadinin altta bulundugu durus erkegin çok hizla uyarilmasina ve bosalmasina neden olur. Kadinin üstte oldugu duruslar, ya da daha iyisi, yan yana duruslar erkekte orgazmi biraz daha geciktirebilmektedir.
Yine Hint kültüründe gelistirilmis yararli bir teknik de pranayama”dir. Bu, soluk almanin kontrol edilmesi demektir. Zamanla gelistirilebilecek olan bu teknik, yürek atislannin kontrol edilmesini de
beraberinde getirmektedir ki, bu bedensel mekanizmalarin her ikisi de kisinin cinsel uyarilma ve heyecan düzeyi ile yakindan bagintilidir. Erkek, yavas ve hafif soluk almaya çalismalidir. Bu bütün vücudun rahatlamasini ve gevsemesini saglayacak ve dogruca cinsel organlara ve orgazma yönelik bir sevismenin “acilligini” kismen giderecektir.
Çiftin birlesmeyi uzatmasina, ortak mutluluklari için vazgeçilmez bir zorunluluk olarak degil, tadilmasi gereken bir zevk, bir çesni olarak bakmak gerekir. Basli basina bir amaç olarak alinan cinsel atletizm de giderek heyecansizlasir, kisirlasir. Böyle bir durum, erkegin zevk almaktan çok, esine zevk vermeyi amaçladigini gösterir ki, bu da çok tek yanli bir doyum biçimidir. Bu tür erkekler için kadinin her orgazmi, kendi basari hanelerine kaydedilen bir puandir. Böyle bir durum,erkekte cinsel yeterlilikten çok cinsel kaygi ve güvensizligin belirtisidir.
Seksin Önemli Anları
Cinsellik, aldığımız zevki kişisel çabalarımızla zaman için artırabileceğimiz, hem hayatımıza renk katmak hem de aşk ilişkimizin duygusal boyutunu geliştirmek için kullanabileceğimiz çok yönlü bir süreç… Ve bu süreç içinde öyle anlar vardır ki unutulmazlar arasına girmeye adaydır. Sevişme sırasında aldığımız zevkin en üst düzeye çıktığı, kendimizi partnerimize sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da çok yakın hissettiğimiz bu anları kimi tüm benliğiyle yaşar, kimi de hoyratça es geçip sadece orgazma yoğunlaşmayı tercih eder. Oysa sevişmeden aldığımız zevki o doruk anıyla ölçmek yerine olayın bütününe bakmayı başarabilsek neler buluruz neler!
Seksin kaçınılmaz olduğu an
Sevgilinizle gece dışarı çıktınız, çılgınca eğlendiniz ve dönüş yolundasınız. Gider gitmez sevişeceğinizi her ikiniz de biliyorsunuz. Bunu bilmek henüz birbirinize hiç dokunmadığınız halde aranızda müthiş bir elektrik oluşmasnı sağlar. İşte bu an, seksin kaçınılmaz olduğu andır ve cinsel ilişkiye bambaşka bir tat katar. Yani sevişmenin zevki sevişmeden daha önce başlayabilir. Değil yatağa girmek daha evin kapısından içeri girmeden erotik dalgaların partnerinizi ve sizi sarmaya başladığını hissedersiniz. Erkekler de böyle anları çok sever fakat dikkatli olun, çünkü erotizm ateşinin erken parlaması, partnerinizi yatakta aceleci davranmaya sürükleyip seksin kısa sürmesine de neden olabilir.
Seksin imkansız olduğu an
İlk olarak kulağa anlamsız gelebilir fakat seksin imkansız olduğunu bilmek, cinsel isteği en yüksek seviyeye çıkaran durumlardan biridir. Bunun sebebi elde edemeyeceğimizi bildiğimiz bir şeyin, normalde yaratacağından çok daha güçlü bir arzu uyandırmasıdır. Diyelim ki resmi bir davete katıldınız ve gece yeni başlıyor. Oysa sizin aklınızda tek bir şey var ve ne yazık ki o an için bunu gerçekleştirmeniz mümkün değil. İşte bu imkansızlık sizi de partnerinizi de ateşleyecek bir fitil etkisi yaratır.
İlişkiye yenilik kattığınız an
Uzun sürlei ilişkilerde duygular gibi cinselliğin de tekdüzeliğe yenik düşmesi kaçınılmazdır. Fakat siz bilinçli bir çift olarak buna izin vermeyin ve cinsellik hakkında konuşmaktan fantezilerinizi gerçeğe dönüştürmekten korkmayın. Söz gelimi yatağa daima çıplak giriyorsanız ve bir gece giyinik olarak seviştiyseniz bu da bir fantezidir.
Orgazmdan hemen önceki an
Kadınlar için bu anın orgazmdan çok farklı bir anlamı vardır fakat ne yazık ki pek azı bunun değerini bilir. O an yaklaştığında yapabileceğiniz en iyi şey hazır bilinciniz yerindeyken sırayla vücudunuzun farklı bölümlerine konsantre olmaktır; kollarınız, bacaklarınız, göğüsleriniz, teniniz, karnınız…Hepsinin büyük bir zevk beklentisi içinde olduğunu göreceksiniz. Nefis bir yemeği yemeden, güzel bir hediye paketini açmadan hemen önceki beklenti gibi…
Partnerinizin orgazm olduğu an
Bu anda kendinizi hem cinsel hem de duygusal olarak çok daha iyi hisseder, birlikte olduğunuz erkeğin aldığı zevki paylaşır, ilişkinizin vazgeçilmezliğini onun yüz ifadesi aracılığıyla bir kez daha hissedersiniz. Yatakta zevk almayı bildiği kadar zevk vermeyi de bilen bir kadın olduğunuzu görüp kendinizle bol bol övünebilirsiniz.
Orgazmdan hemen sonraki an
Az önceki gerginliğin tersine müthiş bir rahatlama ve gevşeme hisseder en büyük günah (!) vasıtasıyla adeta bütün günahlarınızdan arınırsınız. Bedeniniz gibi zihniniz de boşalır ve günlük endişeleri , sıkıntıların, dertlerle korkuların uzak ve anlamsız olduğunu düşünürsünüz.
Seks bittikten sonraki an
Cinsel ilişkinin etkisinin bir süre daha devam ettiği düşünülürse, bedenlerinizin birbirinden ayrıldığı anın da tadını çıkarmak gerekir. Aceleyle kalkıp doğruca banyoya koşmak yerine bir süre daha yatakta birbirinizin kolları arasında kalırsanız, tehlikeli ve yoğun tutkunun nasıl güvenli, yumuşacık bir duyguya dönüştüğünü görebilir ve cinsellik-aşk buluşmasını doyasıya yaşayabilirsiniz.
Cinsel İlişkide Çıplaklık
Çiplaklik, kisisel bir cinsel mahremiyet ifadesidir. Kisisel olmaktan çikip da yayginlastigi alanlar çok sinirlidir. Çiplaklar kamplari disinda tek toplu örnek, yaz aylarinda deniz kiyilaridir. Bu nedenle çiplakligin bazi yayin organlarinca kitlesel sunumu, “Playboy” ve “Penthouse” örneklerinde oldugu gibi, önemli bir ticaret ve kar alani haline gelmistir. Bir çok bilimsel arastirmanin ortaya koydugu üzere daha çok erkege hitap eden bu görsel sergileme, ucuz ve anonim bir cinsel uyarim yolu saglamaktadir.
Gizliligini sürdürdügü sürece çiplaklik, en önemli cinsel uyarim kaynaklarindan biri olmaya devam edecektir. Giysili bir dünyada insanin çiplak olarak ask yaptigi gerçegi ile çiplak bir kadin veya erkek görüntüsünü bagdastirmak kaçinilmazdir. Dikkat edilmesi gereken, çiplaklikla “ahlaklilik” veya “ahlaksizlik” arasinda mutlaka bir bag kurmaya ugrasmak gerçekçi degildir. Bu mantigin sonucu olarak çiplaklar kamplarinin birer fuhus yuvasi oldugunu iddia etmek ve Haçli Seferleri boyunca kat kat elbiseler içinde bogulan kadinlara bekaret kemeri takma geregini duyduklari için kocalarinin ruh hastasi oldugunu ilan etmek gerekecektir. Oysa her ikisi de dogru degildir.
Çogu kez ince bir tülle veya dar bir kostümle örtülmüs bir vücudun, kusurlari ortada kalan çiplak bir vücuttan daha çekici ve uyarici olabildigi bilinir. Ancak, giyinmenin cinselligi yok etmedigi ya da bazen öne çikardigi gerçegi, çiplakligin cinsellik boyutunu daha az önemli yapmaz. Çaglar boyunca yapilmis olan çiplak insan resim ve heykellerinin yalnizca çiplakligin güzelligini vermeye çalistigini söylemek güçtür. Çünkü bu sanat eserlerinde sik sik çiplakligin cinselligi de vurgulanmistir.
1960”lardan sonra çiplaklik yatak odalarinin ve özel klüp ve kamplarin disina tasmis, tüm dünyada daha az sansür görmüstür. Bugün “topless” yani, “üstsüz” olarak denize girilen plajlar artik azinlikta olmaktan çikmistir. Her ne kadar bu tür çiplaklik en azindan saglik nedenleriyle kolayca açiklanmaya çalisilirsa da altinda yatan diger temel dürtünün cinsellik oldugu inkar edilemez.
Çiplaklik, giysisiz olmak anlaminda kullanildiginda ve özel bir baglamda ele alinmadigi sürece, ufak ya da büyük ölçüde utanç duygularini çagristirabilen bir kavramdir. Oysa sanatta çiplaklik baska bir ruh kazanir, denebilir ki, sanat çiplakligi yüceltir. Bunu yaparken de, cinselligi çesitli olumsuz, ve asagilayici çagrisimlardan kurtarir. Insan güzelligi, peçesiz bir sekilde ve gündelik köhnemislikten an olarak sergilenmektedir.
Tablodaki, heykeldeki ya da fotograftaki çiplak, herhangi bir rahatsiz edici ton tasimaz.
Zihinlerde uyandirdigi imaj, iki büklüm olmus savunmasiz bir vücut degil, dengeli, güzel ve güvenli bir yapidir. Çaglar boyunca en büyük sanat yapitlarina ilham kaynagi olmus olan çiplagin bu çagrisimi yapmasi dogaldir. Eski Yunan kültürü çesitli çaglara ve akimlara malzeme ve ilham saglamis ama tarihe karismistir; Rönesans ya da 18. veya 19. yüzyil akimlari da kendilerinden sonraki gelismeleri etkilemisler, dünya sanat tarihine altin sayfalar kazandirmislar ama sonunda asilmislardir. Bütün bu devirleri ve akimlari etkileyen ve onlari asarak bugüne kadar yasayan çiplak olmustur. Dolayisiyla çiplagi, yalnizca bir malzeme olarak degil, sanatsal bir biçim olarak görmek gerekir.
Kenneth Clark “Çiplak” adli kitabinda söyle demektedir: “Tüm çiplak resim ve heykel yapitlari, cinsel olarak coskulandiricidirlar… ne kadar soyut olursa olsun, hiçbir çiplak, izleyicisinde soluk bir gölge seklinde bile olsa, erotik bir iz birakmamazlik etmemelidir, eger ediyorsa, ya yapilan kötü sanattir, ya da yanlis bir ahlak anlayisi söz konusudur.”
Çiplak, çesitli sanat dallarinda en temel erotik imaj olmustur. Bunun nedeni, çiplak insan vücudunun göze hos gelen bir nesne olmasindan öte, yaptigi çagrisimlar açisindan son derece zengin olmasinda yatar. Çiplak biraz insanin kendisidir; biraz kendisinden bekledikleri, arzulari, umutlari ve anilaridir.
Çiplak insan vücudu, biyolojik bazi ihtiyaçlardan baska, insan yasatisinin ahenk, enerji, tutku, acz, duygusallik gibi çok farkli boyutlarini da animsatan bir olgudur.En eski çaglardaki bereket tanriçalarinin heykellerinden baslayarak çesitli mitolojik kahramanlar, Meryem ve Isa gibi dinsel kisilikler, prensesler ya da fahiseler çiplak olarak resmedilmis ya da heykel olarak yontulmus ve evrensel kültürün bir parçasi olarak bilinçlere yerlesmistir.
Cinsel İlişkide Saadet Seksle Oluyor
Şimdi anladınız mı, paralı adamlarla evlenip mutsuz olan kadınları ya da “para kazanacağım” diye gecesini gündüzüne katıp bir türlü tatmin olamayan insanların neden muzdarip olduklarını…
Bu durumda ilişkileri sınıflara ayıracak olursak;
“Kadın düşse yakamdan”cılar…
1 numarada gelenler şöyle: Kariyeri olmayan, kocaları kariyer yapan kadınlar. Hani bana sinirlenip de, “tuzun kuru mu?” diyenler. İşte onlar kocalarının paralarıyla geçiniyorlar ama çok mutsuzlar. Çoğu kocalarının kendilerini aldattığını biliyor ama çocukları için katlanıyorlar. Paraları var ama mutlu değiller, seks hayatları da kötü. Her şeyi görmezlikten geliyorlar. Kocaları ise “kadın düşse yakamdan” diye bakıyor. İki taraf da mutsuz.
Ayrı takılan heyecan fakiri çiftler
2 numarada gelenler ise şöyle: Karı-koca kariyer yapanlar. Kocaların çoğu karılarının hırslı kişiliklerinin seks hayatlarını bitirdiğinden söz ediyor. Kariyer kadınları tarafından kullanıldıklarını düşünenler çok. Bir de vakitsizlikten şikayetçiler. Bu çiftlerin çoğu evli ama evli gibi değiller. Heyecan yok. Ayrı ayrı takılıyorlar.
Yalnızım umutluyum
3 numarada olanlar da şöyle: Her şeyin farkında olup da yalnız gezenler. Onlar da çok mutsuz ama umutlular yine de. En azından etraflarındaki kötü örneklerden olmadıkları için umutlular.
Taşıyamayan erkekler
4 numarada olanlar da şöyle: Çalışan, birlikte olduğu kişiye kendi karar veren kadınlar. Onlar da taşınamama sorunu yaşıyor. Onlarla birlikte olan, bir kadının kendilerinden daha üst seviyede olduğunu bilip de buna çok aldırış etmiyormuş gibi yapan erkekler. Bunlar da şöyle ne istediğim bilen kadın karşısında gelgitler arasında kalan adamlar. Mutlular mı? Belki…
İşsizler daha çok seks yapıyor
Avustralya, İngiltere ve Hollanda”da yapılan araştırmalar paranın insanı mutlu etmeye yetmediğini kanıtlamış. Kariyer yapacağım, para kazanacağım gerçek mutluluk burada diyorsanız, bi durun!
Para insanın mutluluğunu en fazla yüzde 14 oranında artırıyormuş. Ve işsizler daha çok seks yapıyormuş. Kariyer yapacağım, para kazanacağım derken seks hayatı sekteye uğruyormuş.
ABD Ekonomik Araştırmalar Bürosu tarafından yayımlanan bir rapora göre de para ve seks arasında ilişki acayip.
16 bin kişi üzerinde yapılan araştırma, düşük gelirlilerin yüzde 19”unun, yüksek gelirlilerin yüzde 21”inin haftada iki ya da üç kez cinsel ilişkiye girdiğini söylüyor.
“Ayda en az dört kez seks yapanlar 50 bin dolar kazanmış kadar mutlu oluyor”larmış. 1988-2004 yılları arasında kaydedilen 16 bin Amerikalı yetişkinin istatistiki bilgilerini kullanan araştırmacılar bu veriler sayesinde yaptıkları matematiksel hesaplarla cinsel aktivitenin maddi açıdan en ”bonkör” aktivite olduğunu belirlemişler.
Oldu mu? Seks yapıyorsanız mutlusunuz. Saadet seksle oluyor.
Cinsel IQ Testi
Şimdiler de, duygusal zekadan sonra Avrupa”da giderek merak edilen ve araştırılan bir tür daha var. O da cinsel zeka. Cinsel yaşamınızı, aklınızdan cinselliğe dair geçen her şeyi ve fantezilerinizi açık yüreklilikle aktarabilecekseniz, aşağıdaki testi çözüp cinsel IQ”nuzu bulabilirsiniz.
1. Tanıdıklarınızın cinsel ilişkilerini göz önünde bulundurarak, kendi cinsel yaşamınızı değerlendirin.
a. Onlarınki kadar heyecanlı değil
b. Aynısı
c. Daha heyecan verici
d. Şu anda hiçbir ilişkim yok
2. Sevgilinizden ya da eşinizden, cinsellikle ilgili bir sırrınızı sakladınız mı?
a. Hayır, asla
b. Bir ya da iki kez
c. Birçok kereler
d. Sık sık
3. Günlük işlerinize (alışveriş, hobiler v.b) harcadığınız çabanın ne kadarını daha aktif ve tatmin edici bir cinsel yaşam için ayırıyorsunuz?
a. Gün içinde sık sık daha fazla ve iyi bir cinsel yaşamım olması gerektiğini düşünüyorum
b. Tatmin edici bir cinsel yaşam, hobilerim kadar önemlidir
c. Günlük işlerimi düzene koyduktan sonra cinsel yaşamı düşünecek vaktim ve gücüm kalmıyor
d. Cinsel yaşamımım bu kadar kötü olmasından utanıyorum ve hiç düşünmemeye çalışıyorum
4. Çok iyi bir cinsel yaşamın gerçek aşkın kanıtı olduğunu düşünüyor musunuz?
a. Harika bir cinsel yaşamın gerçek aşkla alakası olduğunu düşünmüyorum
b. İyi bir cinsel yaşamın bir çiftin uyumlu birlikteliğinin kanıtı olduğunu düşünüyorum
c. İyi bir cinsel yaşamın aşık olmanın kanıtı olduğunu düşünüyorum
5. Çok beğendiğiniz ve ciddi bir ilişki yaşamayı düşündüğünüz biriyle arkadaşlığınız henüz ilerlemeden cinsel ilişkiye girer misiniz?
a. Eğer çok beğendiğim biriyse, onunla birlikte olmadan önce, iyice tanımaya çalışırım
b. Onunla birkaç kez buluştuktan sonra cinsel ilişkiye girebilirim
c. Eğer çok beğendimse, kesinlikle hemen cinsel
ilişkiye girerim
6. Cinsel ilişkiye girme isteğinizin sebebi daha çok fiziksel bir çekim mi, yoksa duygusal bir yakınlaşma
arzusu mu?
a. Fiziksel ya da duygusal uyarıcılardan hangisinin etkin olduğunu ayırt edemiyorum.
b. Bazen sadece fiziksel çekimin etken olduğunu hissediyorum
c. Bazen, fiziksel olarak uyarılmak yerine duygusal açıdan eşime daha yakın olmak istiyorum.
d. Bana göre, fiziksel ve duygusal uyarıların eşit olması gerekiyor
7. Size fiziksel olarak çekici gelen kişiler hep aynı niteliklere mi sahip?
a. Her zaman aynı tip insanları beğenirim
b. Benzer tipte insanları beğenirim ama bu onlarla birlikte olmam için yeterli değil
c. Fiziksel açıdan birbirinden çok farklı tipleri beğenirim
d. Fiziksel açıdan nasıl insanlardan hoşlandığımı asla
belirleyemem
8. Cinsel açıdan önemli bir sorun, travma yaşamak ilerleyen yıllarda cinsel yaşamı olumsuz etkiler mi?
a. İlerleyen yıllarda olumsuz deneyimler olmazsa, etkilemez
b. Şu anki partner anlayışsızsa eski deneyimlerin olumsuzlukları tekrar gündeme gelebilir
c. Bu konu üzerine çok fazla düşünürse etkilenir
d. Bazı durumlarda etkilenmesi mümkün
9. Cinsel ilişkiye ortalama ne sıklıkta giriyorsunuz?
a. Yılda birkaç kez
b. Ayda bir ya da iki kez
c. Haftada bir ya da iki kez
d. Haftada üç ya da daha çok
10. İstemediğiniz halde sadece partnerinizi memnun etmek için cinsel ilişkiye girdiniz mi?
a. Hiç
b. Birkaç kez
c. Zaman zaman
d. Çok sık
Puanlama:
1. a. -2, b. 3, c. 0, d.0
2. a. 3, b. 1, c -1, d -3
3. a. -1, b. 3, c. -1, d. -2
4. a. 3, b. 0, c. – 3
5. a. 3, b. 1, c. – 3
6. a. – 1, b. 1, c. 1, d.1
7. a. 0, b.1, c. 3, d. 0
8. a. – 2, b. 0, c. – 2, d. 3
9. a. 0, b. 1, c. 2, d. 3
10. a. 3, b. 0, c. – 1, d, – 3
Değerlendirme:
Cinsel IQ”nuz 80 ve yukarısı ise:
Cinsellik konusunda tam bir bilgesiniz. Cinsel
yaşamınızdan memnunsunuz. İlişkinizin iniş -
çıkışlarını mantıklı bir biçimde algılayıp, çözümler
üretebiliyorsunuz.
Cinsel IQ”nuz 70 – 79 arasında ise:
Ortalama bir noktadasınız. Ama asla bu konuda
bilgisiz, deneyimsiz değilsiniz. Ayrıca Avrupa”daki
bir psikoloji merkezinde uygulanan bu testi
yanıtlayanların büyük bir çoğunluğu da orta ve orta
altı düzeyde kalmışlar. Sizin yapmanız gereken
cinselliğin, “mutlaka sabahları kahvaltı etmek gibi”
sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmezi olduğunu kabul
etmek.
Cinsel IQ”nuz 69 ya da altı ise:
Cinselliği biraz daha farklı algılamaya çalışmalı,
cinsel bilgilerinizi tazelemelisiniz. Ya da
partnerinizle biraz daha iyi iletişim kurmanın
yollarını bulmalısınız. Eğer cinsellikle ilgili
sorunlarınız varsa, bunu bir uzman yoluyla da çözüme