Cinsel İlişki Baş Ağrısı? Cinsel İlişki Sırasında Baş Ağrısı?

Cinsel İlişki Baş Ağrısı? Cinsel İlişki Sırasında Baş Ağrısı?

Birçok insan cinsel ilişki sırasında baş ağrısı yaşamaktadır. Cinsel ilişki sırasında yaşanan baş ağrısı kesinlikle çok önemlidir. Cinsel ilişki baş ağrısı çok tehlikeli sorunlara neden olabilir.

Denizli Devlet Hastanesi nöroloji uzmanı Doç. Dr. Okan Bölükbaşı, cinsel ilişki sırasındaki baş ağrısının sağlık açısından tehlikeli bir durumun habercisi olabileceğini söyledi.

DENİZLİ – Denizli Devlet Hastanesi nöroloji uzmanı Doç. Dr. Okan Bölükbaşı, cinsel ilişki sırasında nadir de olsa şiddetli baş ağrısı olabileceğini, özellikle orgazm sırasındaki ağrının beyinde bir damar balonlaşması ya da damar yumaklanmasının yırtılmasının işareti olabileceğini ifade etti.

“Orgazmik baş ağrısı” olarak isimlendirilen bu durumun beyin kanamasının habercisi olabileceğine işaret eden Doç. Dr. Bölükbaşı, şunları kaydetti:
“Cinsel ilişki zevkten ölüme dönüşmesin. Cinsel ilişki sırasında görülen baş ağrısı, çok tehlikeli bir durumun işareti olabilir. Hatta ölüme bile sebebiyet verebilir. Kendilerinde ya da ailelerinde migren öyküsü olan hastalarda, orgazm sırasında ya da cinsel ilişki esnasında baş ağrısı görülebilir. Mastürbasyon bile baş ya da boyun ağrısına yol açabilir.

Ancak, tehdidin büyüklüğü nedeniyle bu tip sorunları olan hastalarda mutlaka gerekli tıbbi değerlendirmenin yapılarak, ölümcül olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Bu yapıldıktan sonra bu rahatsız edici durumun sadece bir hap ile tedavisi çok kolaydır.”

24 Ocak 2011
Okunma 67
bosluk

Erkeklerin Testosteron Seviyesi Düştü!!

Erkeklerin Testosteron Seviyesi Düştü!!

ABD”de yapılan bir araştırmaya göre, erkeklerin testosteron seviyesi 1980”lerden bu yana önemli oranda düşüş kaydetti.

ANKARA – Massachusetts eyaletinin Watertown kentindeki New England Araştırma Enstitüsünde yapılan araştırmada, erkeklik hormonunun yılda yüzde 1 oranında azalma kaydettiği belirlenirken, bu düşüşün sebebi anlaşılamadı.

Dr. Thomas Travison ve ekibinin araştırmasında, 2002”de 65 yaşında olan bir erkeğin testosteron seviyesinin, 1987”de 65 yaşında olan bir erkeğinkinden yüzde 15 oranında düşük olduğu belirlendi.

Sonuçları Ocak 2007”de Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism”de yayınlanacak araştırmada, Boston kenti civarındaki 1700 erkeğin 1987-1989, 1995-1997 ve 2002-2004 tarihleri arasındaki erkeklik hormonu seviyesi kayıtları incelendi.

Dr. Travison, bu düşüşün gerçek nedeninin tam olarak anlaşılamadığını belirtirken, araştırma sonucundaki tahminlerine göre, bazı çevre faktörlerinin testosteron seviyesinde önemli düşüşünün sorumlusu olabileceğini söyledi.

16 Ocak 2011
Okunma 11
bosluk

En Çok Korunma Yöntemi Prezervatif!!

En Çok Korunma Yöntemi Prezervatif!!

Bir araştırmaya göre en çok korunma yöntemi prezervatif olduğu açıklanmış. Prezervatif hem zararsız, hem de en kolay yöntemlerden birisi olmaktadır. Bunlardan ötürü en çok prezerfatif kullanılmaktadır.

Doğum kontrol yöntemlerinde en sık kullanılan yöntem sırasıyla prezervatif, dışarı boşalma ve doğum kontrol hapı…

DİYARBAKIR – Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği”nin (CETAD), AB”nin finanse ettiği ve Sağlık Bakanlığı Türkiye Üreme Sağlığı Programı kapsamında desteklenen “Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk” projesi çerçevesinde yapılan “Cinsel Yaşam ve Sorunları” dosyası düzenlenen toplantıda açıklandı.

CEDAT Yönetim Kurulu Üyesi ve Proje Direktörü Doç. Dr. Cem İncesu, toplantıda yaptığı konuşmada, her üç kişiden birinin yaşamının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını söyledi.

Türkiye”de 20 ilde 16 yaş üzerindeki 1537 kişi üzerinde yaptıkları araştırmada, “Cinsellikle ilgili ilk bilgileri kimden edindiniz” sorusuna, “Büyük ölçüde çevre ve arkadaşlardan ediniyoruz” yanıtı verildiğini ifade eden İncesu, “Türkiye”de cinsellik konularının halen kulaktan dolma bilgilerle öğrenildiğini” belirtti.

İncesu, dönem dönem cinsel konularda “Cinsel sağlık,üreme sağlığı da dahil olmak üzere bilgilendirme ihtiyacı duyduğunuzda kimden bilgi alırsınız” sorusuna da, “Uzman ve doktora başvururum” yanıtı verenlerin Türkiye genelinde yüzde 34,6 iken, bu oranın Güneydoğu Anadolu Bölgesi”nde yüzde 45,8, Doğu Anadolu Bölgesi”nde ise yüzde 20,7 olduğunu kaydetti.

Okullarda cinsel eğitim verilmesi konusundaki soruya, “Okullarda cinsel eğitim kesinlikle verilmeli” karşılığını verenlerin oranının yüzde 60, “Okullarda cinsel eğitim kız erkek karma olarak mı verilmeli, yoksa ayrı ayrı mı verilmeli” sorusuna ise deneklerin yüzde 69”unun “Ayrı ayrı eğitim almalıdır” yanıtı verdiğini ifade eden İncesu, Türkiye”de aktif cinsel yaşamları olan kesimlerin yüzde 32”sinin, yani her 3 kişiden birinin cinsel sağlık, üreme sağlığı alanında en az bir sorunla karşılaştığını söyledi.

İncesu, doğum kontrol yöntemlerinde en sık kullanılan yöntemin sırasıyla prezervatif, dışarı boşalma ve doğum kontrol hapı olduğunu ifade etti.

“BEKARET KADININ NAMUSUNUN SİMGESİDİR”
İncesu araştırmada, “Bekaret kadının namusunun simgesidir ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz” sorusuna, “Kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranının İç Anadolu Bölgesi”nde yüzde 76,2, Doğu Anadolu Bölgesi”nde yüzde 73,9, Güneydoğu Anadolu Bölgesi”nde ise yüzde 67,1 olarak ortaya çıktığını kaydetti.

“Sizce Türk toplumu cinsellik konusunda yeterli bilgi düzeyine sahip midir” sorusuna ise araştırmaya katılanların yüzde 54,1”inin “Hayır hiç” yanıtını verdiğini kaydetti.

Cinsel sorunların sanılandan daha sık görüldüğünü, halkın cinsellikle ilgili bilgilerinin eksik ve yanlışlarla dolu olduğunu belirten İncesu, cinsel sorunların çözümü için başvuranların da düşük olduğunu söyledi.

Cinsel sorunların tedavilerinin sıklıkla yanlış veya uygun olmayan tedavi yöntemleriyle çözülmeye çalışıldığını vurgulayan İncesu, cinsel sorunların uygun tedavi edildiği tekdirde kısa sürede ve başarıyla sonuçlandığına dikkati çekti.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerde, özellikle orta yaşta sertleşme kayıplarının en büyük sorun olduğuna işaret etti.

14 Ocak 2011
Okunma 23
bosluk

Kadınlar Cinsellikte Ne İster? Kadınlar Cinsel Açıdan Mutsuz?

Kadınlar Cinsellikte Ne İster? Kadınlar Cinsel Açıdan Mutsuz?

Bir çok kadın cinsellik açısından mutsuz. Aslında bunun sebebi tamamen erkeklerdir. Erkekler kadınlarını mutlu etmeyi beceremiyor. Özelliklede türk erkekleri cinsellikten giç bir şey anlamıyorlar…

14 ülkede yapılan cinsellik ve modern kadın araştırmasının sonuçları Viyana”da açıklandı. Araştırmaya göre, dünyada cinsel yaşamından en az memnun olan kadınlar, Türk kadınları.

İSTANBUL – Avrupa Cinsel Tıp Derneği”nin Viyana”da yapılan yıllık konferansında, cinsellik ve modern kadın araştırmasının sonuçları da açıklandı. Araştırmaya göre Türk kadınlarının sadece yüzde 32”si cinsel yaşamlarından “çok memnun”. Bu oran dünyadaki kadınlarda yüzde 41 olarak saptandı.

Bayer tarafından 14 farklı ülkede 18 yaş üzerindeki 14 bin kadın üzerinde gerçekleştirilen araştırma, dünya kadınlarının yüzde 85”inin kendiliğinden gelişen bir cinselliği tercih ettiğini ortaya koydu. Kadınlar kuaförden randevu alır gibi cinsel yaşamının programlamasını istemiyor.

Cinsellik ve Modern Kadın Araştırması”na göre dünyadaki kadınların yüzde 43”ü, “cinselliğin yaşamlarında çok önemli olduğuna” inanıyor.

Kadınların dünyada yüzde 59”u, Türkiye”de ise yüzde 29”u cinselliği, “ilişkilerini güçlendiren bir öge” olarak görüyor.

Türk kadınları cinsellikle ilgili bilgiler konusunda geride
Araştırmaya göre, Türk kadınları cinsellik konusundaki bazı gelişmelerden dünyadaki hemcinslerine göre daha az haberdar.

Araştırmada kadınlara, sertlmeşme tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliği konusundaki görüşleri de soruldu. Örneğin Türk kadınlarının yüzde 89”u erkeklerdeki sertleşme probleminin tedavisinde kullanılan ilaçları bilmiyor. Oysa dünyadaki kadınların yüzde 58”i bu ilaçlardan haberdar.

Araştırmanın en ilginç yönlerinden birisi, Suudi Arabistanlı kadınlarla ilgili. Suudi kadınların yüzde 93”ü, erkeklerdeki sertleşme sorununun tedavisinde kullanılan ilaçlar hakkında bilgi sahibi.

Türkiye”de ise sertleşmenin tedavisine yönelik ilaçlardan haberdar olan kadınların yarısı ilaçların etkili olduğunu düşünüyor.

12 Ocak 2011
Okunma 383
bosluk

Tüp Bebek Nasıl Yapılır? Tüp Bebek Son Gelişmeler?

Tüp Bebek Nasıl Yapılır? Tüp Bebek Son Gelişmeler?

Bir çok insan bebek yapamadığından ötürü, tüp bebek sistemine başvurmaktadır. Tüp bebek bir çok ailenin mutluluğunu sağlayan bir sistemdir. Aşağıda tüp bebek sistemini iyice inceleyelim.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlerin bebek özlemine son veren tüp bebek tedavisiyle ilgili yeni düzenlemeler içeriyor.

ANKARA – Mevcut sisteme göre SSK”lı hastalar özel merkezlerden yararlanamazken, Genel Sağlık Sigortası”nın yürürlüğe girmesiyle özel-kamu ayrımı kalkacağı için Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı her merkeze başvurulabilecek. Mevcut sisteme göre 3 olan deneme sayısı 2”ye düşecek.

Anayasa Mahkemesi”nin bazı hükümlerini iptal ettiği Genel Sağlık Sigortası Kanunu”nun yürürlük tarihi değiştirilmediği takdirde 1 Ocak”tan itibaren uygulanacak 63. maddesi, evli olmakla birlikte çocuk sahibi olamayan genel sağlık sigortalısının kadınsa kendisinin, erkekse karısının yardımcı üreme yöntemiyle tedavisine ilişkin kuralları düzenliyor.

Buna göre, şu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde tüp bebek tedavisi, Kurumca karşılanacak:
* Tıbbi tedaviler sonrasında normal yöntemlerle çocuk sahibi olunamadığı ve ancak yardımcı üreme yöntemiyle çocuk sahibi olunabileceğinin, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından tıbben mümkün görülmesi,
* 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olunması,
* Son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamadığının Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından belgelenmesi,
* Uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin, Kurum ile sözleşmesinin bulunması,
* En az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının bulunması.

Mevcut düzenlemeye göre 3 olan deneme sayısı yeni sistemde 2”ye, 40 olan yaş sınırı da 39”a düşecek.

“SÖZLEŞMESİ OLAN HER KURUMA BAŞVURULABİLECEK”
Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sami Türkoğlu, mevcut sisteme göre Bağ-Kur ve Emekli Sandığı mensupları ile Yeşil Kartlıların tüp bebek tedavisi için özel sağlık kurumlarına başvurabildiğini, SSK”lıların ise sadece kamu sağlık kurumlarından yararlanabildiğini hatırlattı.

Yeni sistemde kamu-özel ayrımının ortadan kalkacağını bildiren Türkoğlu, “Genel Sağlık Sigortası ile sağlık kuruluşları arasındaki kamu-özel ayrımı ortadan kalkacağı için bizim şartlarımızı ve verdiğimiz fiyatı kabul ederek sözleşme imzalayan her sağlık kurumuna başvurulabilecek” dedi. Türkoğlu, fiyatlandırma konusunda çalışmaların sürdüğünü, bu konuda bir rakamın henüz ortaya çıkmadığını bildirdi.

DENEME SAYISI 3”DEN 2”YE DÜŞECEK
Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, yeni sistemle tüp bebekte deneme sayısının 3”den 2”ye düşürülmesini eleştirerek, “Başarı şansı birinci denemede yüzde 50-55, ikinci denemede yüzde 70-75, üçüncü denemede ise yüzde 80-85”tir. Deneme sayısı ikiye düşürüldüğünde yüzde 10-15”lik bir kesimin gebelik şansı ortadan kalkar” dedi.

Yeni sistemle yaş aralığının 23-39 olarak belirlenmesinin de yanlış olduğunu savunan Tıraş, “18 yaşında evlenen ve eşinde hiç sperm olmayan bir kadının çocuk sahibi olabilmesi için mutlaka tüp bebek yöntemine başvurması lazım. Ama bu çift çocuk sahibi olabilmek için 4 yıl beklemek zorunda kalacak” diye konuştu.

Normal yolla bebek sahibi olamayan kadınların tüp bebek yöntemiyle 43 yaşına kadar anne olabileceğini, ancak bu şansın 37 yaşından sonra ciddi olarak azaldığını anlatan Tıraş, “Yaş sınırı neden 37 değil de 39 oldu, hangi kriterler göz önüne alınarak 40”dan 39”a düşürüldü belli değil. Bu tür düzenlemeler bilimsel gerçekler göz önüne alınarak yapılmalıdır” görüşünü savundu.

SSK”lıların tüp bebek tedavilerinin, kamu hastanelerine başvurmak koşuluyla yaklaşık bir yıldır kurumca karşılandığını hatırlatan Tıraş, “SSK”lılar bir yıldır üvey evlat muamelesi görüyordu. Diğer kurum mensupları özel merkezlere başvurabilirken SSK”lıların bu haktan yararlanmaması yanlıştı. Dünyada tüp bebek tedavileri özel merkezlerde yapılıyor. Ayrıca geri ödeme kurumlarının bu işlem için ödediği bin 250 YTL de yeterli değil. Bir nevi sübvansiyon. Bu tutar artırılmalıdır” dedi.

RUHSATLI TÜP BEBEK MERKEZLERİ
Tüp bebek yöntemi normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler için umut haline gelirken, üremeye yardımcı merkezlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı merkezlerin sayısı son 6 ayda 78”den 84”e yükselirken, yeni merkezler İstanbul, Bursa, Adana ve Gaziantep gibi büyük illerde açıldı. 84 merkezin 63”ü özel, 21”i ise kamuya ait.

İstanbul”da 26”sı özel, 6”sı kamu olmak üzere toplam 32, Ankara”da 8”i özel 7”si kamu olmak üzere toplam 15, İzmir”de ise 5”i özel, 2”si kamu olmak üzere toplam 7 merkez bulunuyor.

Üremeye yardımcı merkezlerin illere göre dağılımı şöyle:
İstanbul (32), Ankara (15), İzmir (7), Bursa (6), Adana (5), Antalya (3), Kayseri, Konya ve Gaziantep (2”şer), Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Kocaeli, Malatya, Sakarya, Samsun ve Trabzon (1”er).

“BAŞARI ORANI SORGULANMALI”
Tıraş, Sağlık Bakanlığının ciddi bir ruhsatlandırma politikası olduğunu ifade ederek, “Tüp bebek sahibi olmak isteyenler başvuracakları merkezin ruhsatlı olup olmadığına dikkat etmeli” dedi.

Bu çiftlerin ayrıca merkezdeki hekim ve embriyologların üremeye yardımcı tekniklerin eğitimini alıp almadığını ve merkezin başarı oranını da sorgulamalarını isteyen Tıraş, ekipte bulunan hem hekim hem de embriyologların iyi yetişmiş olması gerektiğini vurguladı.

İyi bir tüp bebek merkezindeki fiziki ve teknik alt yapının da yeterli olması gerektiğini anlatan Tıraş, nitelikli bir merkezin ayda en az 50 uygulama yapması, eve bebek götürme oranının ise yüzde 35”in altında olmaması gerektiğini söyledi.

5 Ocak 2011
Okunma 57
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed
Sağlık ve Tıp Sağlık ve Tıp