Kadında genital organlar ve idrar yollarının genital organlarla komşu olan kısımları (mesane ve uretra) yapısal ve işlevsel olarak östrojen hormonuna bağımlıdırlar. Östrojen hormonu desteği ortadan kalktığında bu organlarda başlayan gerileme (atrofi) bu dokuların incelmesine ve “zayıflamasına” neden olur. Tıp dilinde bu duruma atrofi adı verilmekte olup sitede bu kelimenin yerine gerileme kelimesi kullanılacaktır.
Menopoz döneminde yukarıda adı geçen dokularda gerileme en erken dönemlerde başlamasına karşın kadında belirtilere neden olması için ortalama 10 yıl geçer. Her zaman belirtildiği gibi, menopoz döneminde kadınlarda mutlaka şikayet ortaya çıkması gerekmez. Bu durum gerileme için de geçerlidir ve bazı kadınlar dokularındaki gerilemeye rağmen hiçbir şikayet duymayabilirler.
Gerilemeye bağlı ortaya çıkan belirtilerin hemen tümü östrojen hormonu tedavisiyle etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Gerileme Hangi Belirtilere Neden Olur?
Vajina
Vajina sürekli olarak yenilenen bir dokudur. Bu yenilenme sürecinde ölü hücreler sürekli olarak salgılanan bir sıvıyla karışmış bir şekilde atılır. Östrojen hormonu eksikliği yenilenme sürecinin yavaşlamasına neden olur ve bu durum kadın tarafından vajinada kuruluk şeklinde hissedilir.
Yenilenme süreci yavaşlamış vajina dokusunun normal bakteri florası özellikleri de bozulmuş olabilir. Vajina hücrelerinin glikojen içeriği azaldığında vajinayı bakterilere karşı koruyan laktobasiller de azalmış olacağından vajinada bakteri enfeksiyonları gelişme olasılığı artar.
Gerilemiş vajina elastikiyetini kaybetmiş, soluklaşmış, kısalmış, daralmış ve kanamaya meyilli bir hale gelmiş olabilir. Bazen cinsel ilişkide vajina duvarlarında aşınmaya bağlı olarak kanamalar ortaya çıkabilir.
Yukarıdaki belirtiler menopoz döneminde cinsel ilişki esnasında ağrı duyulmasına neden olabilir.
Vulva
Vulva kollajen ve yağ dokusu içeriğinin azalmasına bağlı olarak incelmiş bir durumdadır. Bu durum sıklıkla vulvada kaşıntı ortaya çıkmasına neden olur
İdrar Yolları
İdrar yollarındaki gerileme ileri durumlarda idrar kaçırma şikayetinin ortaya çıkmasına neden olur.
Menopoz dönemi idrar yollarındaki gerileme nedeniyle idrar yolu enfeksiyonlarının nispeten sık görüldüğü bir dönemdir
Mastürbasyon
Mastürbasyon kelimesi latince ”masturbare=(elle bozmak )” fiilinden türemiştir.
Günümüzde kullanımı; kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile ; bir cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.
Mastürbasyon hayal gücünün veya fantezinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da ilk cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Ama hiç bir düşünce de tensel dokunmanın veya hissetmenin ve de sevginin yerini de tutamaz.
Mastürbasyon zararlımıdır ? Eğer kişinin sosyal yaşantısını ,normal seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır.
Kişi eğer bir seksüel partneri varsa o olmadığı zamanlarda mastürbasyon yapabilir ama bunun sayısı ve sıklığı partnerine olan arzusunu etkilemeyecek şekilde olmalıdır.
Eğer kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa, arzu ettiği sürece, hissettiği sıklıkta mastürbasyon yapabilir.
Mastürbasyonun kadında veya erkekte hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur ,aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar. Ayıp değil bir gerekliliktir.Toplumda söylenen diğer her şey tamamen uydurmadır- yok sivilce yapar, gözleriniz kör olur, ileride çocuğunuz olmaz, kızlarda adet düzenini bozar, erkeklerde ileride sertleşme sorunu yaratır gibi söylentiler ve bilgiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır.
Dilediğiniz yer ve zamanda tabi ki başkalarının haklarına (kişisel veya kanuni) saygı duyarak, kimseye zarar vermeden mastürbasyon yapabilirsiniz. Bu sizin hakkınız ve bedensel özgürlüğünüzdür.
Yalnız mastürbasyon sizin için kaçınılmaz bir olay , bir tutku haline gelmişse, normal cinsel ilişkiye tercih ediyorsanız, veya normal seksten partnerinizden zevk alamayıp mastürbasyona yöneliyorsanız bir cinsel tedavi merkezine baş vurup bu alışkanlığınızı veya tercihinizi değiştirmek için öneri ve tedavi almalısınız.
Mastürbasyon konusunu biraz yaşa ve cinsiyete göre ayırırsak;
Genç erkeklerde özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, mastürbasyon neredeyse bir zorunluluk halindedir, bunun nedeni ise:
Sperm (meni – er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler, arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir hacmi, bir kapasitesi vardır, bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar). Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir( 4 ila 15 gün), erkek uykuda boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir. Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun boşaltılması isteği sonucu olup bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.
Erkeklerde uyarı ve doyuma ulaşma daha çok penisin etrafının kavranma hissinin tatmini ve özellikle penisin baş kısmında bulanan zevk hücresi diye isimlendirilen sinir uçlarının sürtünmeye ve karşıdan gelen basınca karşı taşıdıkları hislerden oluşur.
Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını okşayarak mastürbasyon yaparlar, bunun için elleri kuru olabilir, genelde kayganlaştırıcı bazı maddeler; tükürük, krem, sabun (sabunun penis içine kaçtığında acıya yol açacağı unutulmamalıdır) kullanılır. Gene erkekler mastürbasyon yaparken penislerini başka cisimlere sürerek de veya kavrama hareketini sağlayıcı bir takım boşluklara penislerini sokup çıkararak yaparlar. Veya sertleşmiş penise su tutarakta mastürbasyon gibi çeşitli yöntemlerde kullanırlar. Son zamanlarda ülkemizde de satılan yapay vajina benzeri araçlarda erotik malzeme satılan dükkanlarda bulunmakta ve kullanılmaktadır. Kısaca kişiye zevk veren her şey bu amaçla kullanılabilir.
Kadınlarda ise; bakire olanlar veya olmayanlar olarak değerlendirmeliyiz çünkü toplumumuzda bekaret hala önemli bir konu olarak kabul edilmektedir .
Kadınlarda mastürbasyon erkeklerdeki kadar fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir. Sadece göğüslerine dokunarak dahi mastürbasyon yapabilirler.
Fiziksel istek kasık bölgesine yayılan sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise dokunulmasının ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi ile ortaya çıkar. Vajende ki boşluk hissi daha önce cinsel ilişkiye girmemiş bayanlarda çok az veya yoktur.Cinsel ilişki yaşamış kadınlarda ise bu vücut tarafından tanınmıştır ve hissedilir.
Genelde ya klitoris (bızır) elle okşanır veya iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde mastürbasyon yaparlar. Ve bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur.
Daha az olarak klitoris okşanırken vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur.
Ve bazı bayanlar kızlık zarı olmayanlar veya önemsemeyenler vajen içine parmak veya parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey (deodorant kutusu,salatalık,muz,kalem gibi) kullanırlar.Son zamanlarda ülkemizde de bulunan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bazı bayanlar ise hem klitorise sürtünme veya baskı hem de vajen içine doluluk sağlayarak mastürbasyon yaparlar.
Duşta basınçlı suyun klitorise tutulması ile mastürbasyon ise bayağı yaygın bir yöntemdir, bu da kızlık zarına zarar vermez.
Çocukları Doğru Bilgilerle Süsleyin…
Anne ve babalara ve de herkese ; cinsellik içgüdüsel bir duygu olup soyunu sürdürme, hayata ve kendinden sonraya bedeninden bir parça bırakma hissinin bir uzantısıdır. Yani frenlenemez,önlenemez ve yok edilemez.Belki baskılayabilir veya başka bir hisse veya uğraşa yönlendirebilirsiniz ama bunun sağlıksız sonuçları ve acısı daha sonra çok fazla olarak başka yerlerde ve konumlarda ortaya çıkmaktadır.Kuşumuzun, kedimizin veya köpeğimizin cinsel arzularını düşünüp dikkate aldığımız halde kendimizin ,yakınlarımızın veya çocuklarımızın bu tip ihtiyaçlarını görmezlikten gelmeye veya anlamamaya çalışmak kendimizi kandırmaktır.
Özellikle cinsel yaşantıya sahip olamayan veya olamamış gençlerde bu istek frenlenemez.Bu yüzden gerekli olan mastürbasyon için onları yanlış bilgilendirip korkutmayınız.
Yaş ve kişinin sosyal konumu bu arzuyu yok etmez bu bir ihtiyaçtır.
Yalnız bebekler de de bazen mastürbasyon benzeri davranışlar görülebilir bu onları korkutmadan önlenebilir, anlayabilecek yaşta olanlar doğru yönlendirilip bilgilendirilmelidir.
Peki çocuklarımıza nasıl davranalım;
ilk önce onlara bu konularda sağlıklı bilgiler verelim eğer sizde bilmiyor veya bu konuları konuşamıyorsanız çekinmeden destek alabileceğiniz yerlere baş vurabilirsiniz veya okuyup öğrenebilecekleri bazı bilgi kaynakları sağlayabilirsiniz.En önemli olan şey yanlış bilgi vermemektir.Ufak bir kızken annesi tarafından anal (arkadan-popodan – makat-rektum ) ilişkiye girmesin diye arkadan ilişki kuranlar kanser olur diye korkutulup yönlendiren bir hastamın kabız olursam da aynı etki olur kanser olurum ölürüm fikri ile yaşadığı ve hissettiklerini, bu yüzden yeme içme problemi yaşadığını, uzun süre psikiyatrik tedavi alıp halen de tam olarak iyeleşemediğini ve de iyileşemeyeceğini düşünürseniz yanlış bilginin bir insanın hayatına, yaşantısına nasıl bir etki yaptığını anlarsınız.
Onları kendileri ile kalabilecekleri ruhları ve bedenlerini tanıyabilecekleri mekanlarda rahat bırakalım.Odasının kapısını kitlemesine izin verin veya kapısını çalıp onun olurunu almadan odasına girmeyiniz. Kötü bir şey yapacaksa zaten yapar, sertlikle hiç bir şey engellenmez sadece inanarak doğruyu anlatın oda anlayacaktır.Veya banyoda gereğinden fazla kalırsa onu rahatsız etmeyiniz, orayı gerçekten kullanmaya ihtiyacınız olana kadar onu rahat bırakınız, bir insan banyoda ne yapabilir ki veya ne yapar sizce? En önemli şey ise onlar her ne kadar sizin bedeninizin bir parçası olsalar da onlarında bir ruhlarının olduğunu unutmamak, onların kişiliklerine saygı duymaktır.
Diyabetin neden olduğu sorunlar ve hangi organlara zararları var ne gibi olumsuzluklar meydana getirir. SERTLEŞME sorun. Hepsinin cevabı için okuyunuz…
Kontrol altına alınmamış diyabet birçok organlarda sorun yaratabilir. Kişiler yaşanan bu sorunları kendileri tanımlayabildikleri sürece hekimlerine rahatça danışıp çözüm beklerler. Sorunun farkına vardıkları, hatta bundan büyük rahatsızlık duydukları halde çözüm için hekime başvurmada, gerek sosyal, gerekse psikolojik nedenlerden dolayı büyük zorluk çektikleri bir durum vardır: Cinsel sorunlar.
Nedenleri ve Oluşum Mekanizması
Diyabet, vücutta özellikle damar yapısını bozan bir hastalıktır. İyi kontrol edilmemiş bir şeker düzeyi, organizmanın küçük-büyük tüm damarlarında hasara yol açar. Örneğin, gözdeki damarları bozması sonucu görme kaybına, böbrekteki damarları bozması sonucu böbrek yetersizliğine, kalbin damarlarını bozması sonucu enfarktüse neden olabilir. Diyabetin neden olduğu sorunlardan biri de cinsel organlarda yaptığı olumsuz değişiklik sonucu sertleşme bozukluğudur.
Penisin sertleşip cinsel ilişkiyi gerçekleştirebilmesi için 3 önemli öğe vardır: Cinsel istek, hormonal yeterlilik ve penisin damar ve sinir yapılarının normal olması.
Cinsel eylemi başlatan faktör cinsel istektir. Kişinin cinsel istek duyabilmesi için psikolojik olarak rahat olması, ruhen ve fiziksel olarak kendini iyi hissetmesi gereklidir. Kan şekerinin devamlı yüksek olması, kişinin sık sık tuvalete gitmesine, vücudundaki suyun ve birçok önemli elementin idrar yoluyla kaybına ve vücudun enerjisiz kalmasına neden olacaktır. Şeker düzeyleri yüksek olan bir bireyin tüm bu nedenlerden dolayı kendisini halsiz ve bitkin hissetmesi cinsel isteksizliği belirleyen önemli nedenlerden biridir.
Hormonal faktörlerdaki düzensizlikler, diyabetik bireylerde sertleşme bozukluğuna neden olan faktörler arasında sanılanın aksine çok fazla önemli bir yer tutmazlar. Bazı tip 1 diyabetiklerde ve şekerin çok düzensiz gitmesi nedeniyle bütün diyabetik bireylerde vücuttaki tüm sistemler gibi hormonların da yapım sistemlerinde bazı sorunlar gelişir. Buna bağlı olarak gerek cinsel isteğin ortaya çıkmasında, gerekse sertleşme eyleminde rol oynayan hormonların üretiminde bir azalma meydana gelir. Ancak bu çok sık olarak karşılaşılan bir durum değildir ve tedavisi de çok kolaydır. Bu hormonlar yerine konulur ve sorun çözülür.
Diyabetiklerde sertleşme bozukluğunun en önemli nedeni, cinsel organda yer alan atar ve toplar damarlar ile sinirlerde diyabetin yeterince kontrol altına alınamaması sonucu gelişen geçici veya kalıcı hasarlardır. Bu sistemlerde gelişen bozukluklar sonucu penise yeterince kan gelemez, gelse bile penisi hızla terk eder veya sinirlerdeki bozukluklar tüm bu olayların koordine bir şekilde yapılamamasına neden olur. Sonuçta cinsel ilişki için gerekli sertlik gerçekleşemez.
Ülkemizde Durum Nedir?
Türk Androloji Derneği tarafından tüm Türkiye’yi kapsayan büyük bir çalışmada 40 yaş üzerindeki erkeklerin yüzde 64.6′sında, yani hemen her 3 erkekten ikisinde değişen derecelerde sertleşme yetersizliği görüldü. ABD’de bu oran yüzde 50′nin biraz üzerindedir. Neden olan faktörler arasında ilk sırayı ise diyabet almaktaydı. Ayrıca diğer nedenler arasında yüksek tansiyon, damar sertliği, sigara içimi, yağ yükseklikleri, kalp, karaciğer ve böbrek yetersizlikleri sayılabilir.
Yaş faktörü göz önüne alınmaksızın tüm diyabetik bireylerin yaklaşık üçte birinde sertleşme bozukluğu saptanmıştır ve aynı şekilde yaş ile özellikle ciddi sertleşme bozukluğu büyük artışlar göstermektedir.
Gerek geleneksel yetişme tarzından gerekse muayene ortamındaki olumsuzluklardan kaynaklanan nedenlerle hastaların ancak yüzde 1′i bu yakınmasını hekimine aktarmaktadır . Ancak yurtdışında da aynı benzeri yaklaşım gözlenmektedir, bu oran en gelişkin ülkelerde bile yüzde 10′u geçmemektedir.
Çözüm
Çözüm için ilk basamak, hekim ve hasta arasında tam bir yakınlaşmanın kurulması, gerek hastaların bu sorunu hekimlerine kolayca aktarmaları, gerekse hekimlerin sertleşme sorunu gelişebilme olasılığı olan hastalarına onların sormalarını beklemeden uygun bir dille açmalarıdır
Unutulmaması gereken bir nokta, diyabetik bireylerde saptanan sertleşme bozukluklarının üçte birinin nedeninin psikolojik olmasıdır. Dolayısıyla, sorunun tedavisi açısından bakıldığında olayın psikolojik mi, yapısal mı olduğunu mutlaka belirlemek gerekir. Bu ayrımı yapmak çok basittir. Cinsel yönden sağlıklı bireylerde gece uyurken özellikle sabaha karşı 4-5 kez sertleşmeler meydana gelir. Eğer sertleşme bozukluğu ağır bir yapısal nedenden kaynaklanmıyorsa, diyabetik bireylerde de uykudaki bu sertleşmeler devam eder. Eğer bu sertleşmelerde sorun yoksa olayın psikolojik olduğu rahatça söylenebilir. Ancak kaybolmuşsa bozukluk yapısal düzeydedir ve konunun uzmanı bir hekim tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.
Erkek ve kadında fizyolojik değişiklikler…
Orgazmla sonuçlanan her cinsel ilişki, kalp damar sisteminde oldukça önemli fizyolojik değişikliklere neden olur. Yapılan araştırmalarda; sağlıklı insanların orgazmı sırasında, kalp hızında ortalama dakikada 100 atımlık bir artış olduğu, yani kalp hızının 180/dakikanın üzerine çıkabildiği ve kan basıncında da sistolik 100 mmHg’yı, diastolik 50 mmHg’yı aşabilen artışlar olabildiği yani kan basıncının orgazm sırasında 230/130 mmHg’ya dek yükselebildiği bildirilmiştir. Solunum sayısı da 60/dakikaya kadar çıkabilmektedir. Tamamen sağlıklı olduğu bilinen erkek ve kadınların orgazmı sırasında elektrokardiyografik değişiklikler de olmaktadır.
Orgazmın kalp damar sistemine yaptığı fizyolojik etkiler sağlıklı insanlarda herhangi bir olumsuz etkiye neden olmazken, hipertansiyon veya koroner kalp hastalığı gibi sağlık problemleri olan ve yeterli etkinlikte tedavisi yapılamayan insanlarda son derece tehlikeli olabilmektedir. Bir araştırmaya göre bütün ani ölümlerin yaklaşık %0.6’sı cinsel ilişkiyle bağlantılıdır. Bunlarında yarısından fazlasında bilinen bir kalp hastalığı öyküsü olduğu bildirilmektedir. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre cinsel ilişki sırasında veya hemen sonrasında özellikle ventriküler fibrilasyon veya subaraknoid kanama gibi nedenlere bağlı olarak ani ölümler görülebilmektedir. Bu olaylar, gizli ilişkilerde, özellikle genç kadın ve yaşlı erkekler arasındaki kaçamaklarda nispeten daha sıktır. İşin ilginç yanı kadınlarda cinsel ilişkiye bağlı ani kardiyovasküler ölüm olayının bildirilmemiş olmasıdır.
İster kadın olsun, ister erkek olsun, hastaların gerekli sağlık kontrolleri yapıldıktan sonra cinsel ilişki sırasında oluşabilecek streslerden korunma gerekiyorsa, cinsel ilişkiden yaklaşık 2 saat önce hastanın kullandığı diğer ilaçlarla olumsuz yönde etkileşmeyeceği düşünülüyor ve herhangi bir kontrendikasyonu yoksa tek doz labetolol uygulamasının faydalı olduğu bildirilmiştir. Angina profilaksisi için betabloker alan hastalarda coitus yani ilişki sırasında kalp hızı ve kan basıncı değişimi kontrol altına alınmış olduğu için ilave olarak labetolol gibi bir ajanın verilmesine gerek yoktur. Böyle bir durumda cinsel performans ve zevk azalması gibi istenmeyen durumlar, diğer aşırı ilaç etkisi sorunlarına eklenebilir. Yine stabil anginası olan hastalarda ilişkiden 10 dakika önce bir doz dilaltı nitrat uygulamasının yararlı olabileceği de bildirilmiştir.
Burada unutulmaması gereken en önemli konu Sildenafil (Viagra) gibi erektil disfonksiyon (yani sertleşme sorunu) ilacı alan hastaların kesinlikle nitratları kullanmamasıdır. Çünkü nitrat kullanan bir hasta Sildenafil aldığında tedaviye bazen hiç cevap vermeyen ve ölüme yol açabilen hipotansiyon-şok tabloları gelişebilmektedir.
Kalp damar hastalıklarında, özellikle de koroner arter hastalığında ilk belirtiler arasında nerededeyse %50’ye varan oranlarda erektil disfonksiyon (iktidarsızlık) olduğu göz önüne alınırsa, bütün erektil disfonksiyonlu hastaların detaylı bir kalp damar hastalıkları kontrolünden geçmesi yararlıdır. Bu yolla hastaların cinsel ilişkiyi sorunsuz olarak tamamlayıp tamamlayamayacakları anlaşılacak ve aktif koroner iskemisi olanların tanı ve tedavisi mümkün olacaktır.
Sildenafil’in gibi bir ilacı (başta nitratlar olmak üzere komplikasyonlara neden olacak ilaçlarla bir arada kullanmamak kaydıyla) infarktüs geçirmiş hastalarda, tedavi altındayken efor testinde aktif iskemilerinin olmadığının ve yeterli efor kapasitelerinin bulunduğunun dökümante edilmesini takiben kullanılabileceği bildirilmiştir.
Erektil disfonksiyonun kardiyovasküler nedenleri arasında ateroskleroz ve koroner kalp hastalığı dışında, hipertansiyon da son derece önemlidir.
Hipertansiyonda erektil dokunun gereği gibi kanlanabilmesi iki temel mekanizmayla bozulabilir:
Fonksiyonel olarak
Damar yatağında zamanla oluşan morfolojik değişikliklere bağlı olarak
Antihipertansif tedavinin yan etkisi olarak ta erektil disfonksiyon oluşabilir. Bu nedenle cinsel yaşamla ilgili yan etkileri olan antihipertansiflerin bilinmesi ve hastaya uygun olan ilaçların tedavide tercihi yararlı olacaktır.